Bir Tutkunun Hikayesi

Başarılı sporcu Furkan Akkaya ile tırmanış kariyerinin detaylarını, projelerini ve beklentilerini konuştuk.

Seni tanımayanlar için, kendinden biraz bahsedecek olursan neler söylersin?

Ben Furkan. Altı yıldır kaya tırmanışı yapıyorum. Daha çok lider tırmanış disiplininde tırmanıyorum. Elimden geldiğince bu sporla ilgili yazılı ve görüntülü içerik üretmeye çalışıyorum.

Üniversite yıllarında dövüş sanatlarıyla ve bisikletle uğraşırken bir anda spor tırmanışa başladın. Nasıl gelişti bu süreç?

Dövüş sanatları tüm vücudumu çalıştıran ve çelik gibi yapan eşsiz bir spordu. Ancak belli bir zaman sonra formda kalmanın ötesinde bir şey sunmadığını gördüm. Sürekli yaptığımız antrenmanların salon dışında bir karşılığı yoktu. Yani sürekli hazırlandığımız o kavga bir türlü çıkmıyordu, çıkmasın da. Bisiklete başladığımda kafamda uzun turlar yapmak vardı sadece. Bisikletin tekdüzeliğini yeni yerler keşfederek azaltıyordum. 2013’te dört kişilik bir ekiple, 2014’te ise altı kişilik bir ekiple Bosna-Hersek’e kadar sürüp dolaştık. Tam da bu zamanlarda tırmanışla tanıştım. Marmara BESYO’da okuyan kardeşim tırmanma duvarından, kaya tırmanışının güzelliğinden bahsedip duruyordu. Ben de bir gün atladım bisikletime BESYO’nun Beykoz’daki kampüsüne gittim. İlk defa tırmanma duvarına orada tırmandım. Sonra bu iş kayada nasılmış acaba deyip YTÜDAK’ın kaya tırmanışı eğitimlerine katıldım ve ilk defa Karakayalar’da kayaya dokundum. Çocukluğumdan beri doğanın ve kampçılığın içinde olduğumdan kaya tırmanışı bana acayip çekici göründü ve öyle başlayıverdim.

”Üstsüz (7a)” Datça/Muğla
Fotoğraf: Elif Tosun

Önceden icra ettiğin sporların tırmanışa ne gibi bir artısı oldu?

Bence tırmanışa başladığımda genel dayanıklılık, aerobik kapasite ve üst vücut kuvveti açısından iyi bir noktadaydım. Bunları hep önceden yaptığım sporlara borçluyum. İstanbul’da uzun süre kış soğuk demeden antrenmanlara hep bisikletle gidip geldim ve bunun da çok faydasını gördüm.

”la cara que miente 8a+” (deneme) Siurana/İspanya
Fotoğraf: Yasir Sarın

Günümüzde, özellikle olimpiyatlardan kaynaklı, yapay duvar tırmanışına ve yarışmalarına ciddi bir eğilim var fakat seni daha çok kayadaki zorlu hatları tırmanırken görüyoruz. Seni kayalara çeken şeyler neler?

Her şeyden önce ben doğada olmayı çok seviyorum. Bunun bir de sevdiğim bir sporla birleştiğini görmek bana inanılmaz heyecan veriyor. Kayada her rotanın eşsiz olması, her birine tırmanırken bir hikaye oluşması, her tutamağın milyon yıldır orada olduğunu bilmek beni ve sanırım birçok tırmanışçıyı da kayalara bağlıyor. Şimdi tırmanışın olimpiyatlara da girmesiyle yapay duvarlarda tırmanmak ve yarışmalar her zamankinden daha önemli olmaya başladı. Neredeyse hiç kaya görmemiş tırmanışçılar var. Haliyle sponsorlar da daha görünür olmak adına yarışma sporcularına daha çok destek veriyor. Birçok sporcu kayaya gitmeyi bir tatil, yarışmalar arasında kafa dağıtmak için bir sebep olarak görmeye başladı. Bu da normal aslında çünkü artık sporcu olarak kariyer yapmak yarışmalardan geçiyor.

TED Tarabya’da, Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun düzenlediği Türkiye Ulusal Bouldering Tırmanış Şampiyonası’nda

Tüm bunları yaparken ulusal ve üniversiteler arası çeşitli yarışmalara katıldın ve başarılı oldun. Kayada uzun süre tırmanmanın yarışma tırmanışına ne gibi artıları ya da eksileri var?

Ben plastikte tırmanmayı her zaman kayaya bir hazırlık olarak gördüm. Öte yandan plastikte antrenman da yarışma da bana hep eğlenceli gelmiştir. Aslında benim gibi sürekli kayada tırmanan birinin plastik duvarda pek bir şansının olmaması gerekir ancak zaten ülkemizde yarışmalara katılan az sayıda sporcu olduğundan ben de zaman zaman iyi sonuçlar aldım. Kayada tırmanmanın plastik rotalardaki pozisyonları okuma ve dinlenmeleri bulma konusunda yardımcı olduğunu düşünüyorum.

Sarpedon (8b+), Antalya/Geyikbayırı
Fotoğraf: Mert Benekli

Spor tırmanışa başlamanın üzerinden çok geçmemesine rağmen seni 9’lu ve 10’lu dereceleri tırmanırken, hatta ilk denemede çıkarken gördük. Kendini bu seviyeye nasıl hazırladın?

Fedakarlık, azim ve şans. Çok şanslıydım çünkü tırmanışa uygun bir fiziğim ve spor geçmişim vardı. Uzun süre kayada kalabilmeme engel bir durum yoktu ve her zaman partner buldum. Bazen yılın sekiz ayını kayada geçirdiğim oldu. Bu da hayatın diğer alanlarından, konfordan fedakarlık yapmadan olmuyor. Tabi bir de kayada bulunduğun süre boyunca azimle denemek ve yılmadan motivasyonunu koruyabilmek var. Bunlar bir arada olunca sanırım hızlı yol aldım.

Peki tırmanış hayatında ne tür zorluklarla karşılaştın?

24 yaşında yeni mezun olmuş ama iş hayatından hiç hazzetmeyen, yeni bir spora gönül verip onun peşinden ta Geyikbayırı’na gitmiş ve üç kuruşla kampingde bir çadırda yaşamaya çalışan bir adam düşün. O zaman sponsorluk filan hayal edebileceğim şeyler bile değil. Sadece her şeyin iyi olacağını umuyorsun. Zamanla iyi de oldu çok şükür. Tırmanışımda ilk yıl hep üniversite kulüplerinin malzemeleriyle tırmandım. Sonrasında yavaş yavaş ipi, ekspresi tamamlayabildim. Tabi bunlar maddi zorluklar. Bir de fiziksel zorluklar vardı: Ben tırmanışa geç başladığımdan ve sanırım bir de hep antrenmanlarda ayarı kaçırdığımdan çok fazla parmak sakatlığı yaşadım(6 kere) Tabi bu sakatlıkların 4-5 ayda iyileştiğini düşünürsek neredeyse iki yıl sakat tırmanmışım. Tam formumu yakaladığım zamanlarda gelen sakatlıklarla uğraşmak gerçekten can sıkıcıydı. Şimdi ise çok daha dikkat ediyorum.

Yaptığın tırmanışlar çevrende nasıl bir etki yarattı?

Valla başta her şeyi bir kenara koyup aylarca Geyikbayırı’nda kalmama tepki gösteren babam şimdi tırmanış videolarımı paylaşıyor. İlk yıllar zor olsa da zamanla insanlar yaptığın işe saygı duyuyorlar. Emek verip defalarca denedikten sonra bir rotayı çıktığımda tebrik edip benimle birlikte sevinen arkadaşların varlığı bana her zaman güç veriyor.

Furkan Akkaya, İspanya’nın popüler tırmanış bölgelerinden Margelef’te ”Era Vella (9a)” yı denerken. Fotoğraf: Yasir Sarın

İspanya’daki gezinde spor tırmanışın şampiyonlar ligi niteliğindeki ‘’ 9a’’ zorluk seviyesini deneyimledin. Hem o kaya tırmanışındaki zorluğu hem de İspanya’daki tırmanış kültürünü profesyonel bir sporcu olarak nasıl değerlendirirsin?

İspanya’da tırmanmak hep aklımda olan bir şeydi çünkü en zor spor rotalar, birbirinden güzel tırmanış bahçeleri ve çok iyi tırmanışçılar hep İspanya’daydı. Oraya gittiğimde hemen hemen bütün büyük tırmanış bölgelerinde tırmandım. Margalef’te, tırmanışa ilk başladığım zamanlarda Reelrock serisinde gördüğüm ve bir gün mutlaka deneyeceğim dediğim Era Vella rotası vardı. Nitekim gidince de ipimi rotanın önüne serdim. Tabi o derecelerle alakam olmasa da 9a zorluğunda bir rota denemek benim için hep bir hayaldi. İstasyonunu göremedim ama hiç olmazsa hayalimdeki bir rotaya dokunmuş oldum. Genel olarak İspanya’da tırmanışçılar hep karavanlarda kalıyorlar. Bizdeki gibi ortak mutfaklı kamping olayını orada görmedim. Açıkçası Türkiye’de kaya ve kamping konusunda çok şanslıyız.

Furkan, Datça’daki projesi Zor (8c)’da
Fotoğraf: Yasir Sarın

Ülkemizde ‘’8c’’ zorluk seviyesinde çıkışlar yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez ve sen geçtiğimiz Nisan ayında bu zorluk seviyesine Datça’da ‘’Zor’’ rotasıyla ulaştın. Nasıl bir hikayesi var bu sürecin?

Zor bir hikayesi var Datça’ya geçen Kasım ayında tüm kış kalma niyeti ile gittiğimde aklımda olan rotalardan biri de Zor’du. Tabi kaya tırmanışında hava koşulları çok önemli ve şansımıza son yılların en yağışlı ve nemli kışı geldi. Böyle olunca limitte bir rotayı çıkmak çok zor bir hal aldı. Ancak Nisan’da kuru rüzgarlı havalar gelince rotayı çıkabildim. Beni hem fiziksel hem de zihinsel olarak en çok zorlayan rotadır.

Antalya/Geyikbayırı

Peki ya sponsorluk durumları?

Tırmanış hayatımın iki yıla yakınında her türlü giderim sponsorlar tarafından karşılandı. Tabi bunlar spor markaları değil yaptığım işe sempati duyan iş adamlarıydı. Türkiye’de sporcu olmak yeterince zorken bir de neredeyse hiç kimsenin bilmediği tırmanış sporunda bana destek veren kişileri bulmak benim için büyük şanstı.

Sporculuk kariyerin adına ileriye dönük ne gibi hedeflerin var?

Tırmanışa ilk başladığım yıllarda çok fazla video izlerdim ve hemen hepsi yabancılar tarafından yapılmıştı. Bir zamanlar çok iyi tırmanışlar yapmış Türk tırmanışçılar ile ilgili video veya fotoğraf bulmak oldukça zordu. Ben de elimden geldiğince tırmanışlarımı kaydetmeye özen gösterdim. Benim arayıpta bulamadığım tırmanış videolarını, fotoğraflarını hiç olmazsa yeni başlayanlar bulabilsin istiyorum. Bazen işlenmiş videolar bazense sadece amatör bir temiz çıkış da olsa internete koymaya çalışıyorum çünkü ülkemizde tırmanışın bu tür içeriklere ihtiyacı var. İleride bu tür videoları üretmeye devam edeceğim ve tabi ufaktan artık rota da açmak istiyorum.

Profesyonel sporcu Chris Sharma’nın Barselona’daki tırmanış salonu Sharma Climbing BCN’de. Fotoğraf: Yasir Sarın

Tırmanış sporcusu olarak ülkemizdeki olanaklara baktığında, spor tırmanışın gelişmesi adına sence ne gibi adımlar atılmalı?

Uluslararası yarışmalarda başarılı olmak için aktif tırmanan antrenörlerin başında durduğu kapalı duvarlara ihtiyacımız olduğu kesin. Özellikle 20 yaş altı sporcuların zorlukla kayaya gittiklerini biliyorum. Bu sporcular Geyikbayırı’ndaki, Datça’daki, Aladağlar’daki kampinglerde çok ucuza kalabilmeli.

Senin tırmanışlarını izleyen, seni takip eden genç sporculara neler söylemek istersin?

Benim gördüğüm kadarıyla dünyada en başarılı tırmanışçılar plastikte çok antrenman yapıp kayada da çok tırmananlar. Sadece plastikte tırmanınca insan bir süre sonra şevkini kaybedebiliyor. Kayada bir proje her zaman insanın içindeki ateşi yanık tutar. Kayada birçok genç tırmanışçıyla karşılaşıyoruz, tırmanıyoruz. Eğer sosyal medyadan falan benim kayada olduğumu görürlerse hiç çekinmeden bana yazıp yanıma gelebilirler. Birlikte tırmanırız.

Gölpazarı/Bilecik Fotoğraf: Turgut Büyükpoyraz

Sporcu hakkında daha fazla bilgi edinmek için:
http://furkanakkaya.blogspot.com/
https://www.youtube.com/channel/UCN1jqLrDH6fXaaPRPHsvKwg

2 thoughts on “Bir Tutkunun Hikayesi

  1. Valla başta her şeyi bir kenara koyup aylarca Geyikbayırı’nda kalmama tepki gösteren babam şimdi tırmanış videolarımı paylaşıyor. İlk yıllar zor olsa da zamanla insanlar yaptığın işe saygı duyuyorlar. Emek verip defalarca denedikten sonra bir rotayı çıktığımda tebrik edip benimle birlikte sevinen arkadaşların varlığı bana her zaman güç veriyor. BABA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir