Ege Duman | ”Master of Puppets” Ve Tırmanış Tutkusu Üzerine Röportaj

Ege Duman, tırmanışa olan tutkusuyla bir süredir dikkatimizi çeken, çiçeği burnunda, başarılı bir genç dostumuz. Geçtiğimiz günlerde ”Master Of Puppets” adlı rotayı çıkarak adından söz ettiren Ege Duman’ı, hayallerini, hedeflerini ve neler yaptığını Climbing Posts olarak merak ettik. Ege’nin tırmanış tutkusunun arkasındaki isim, babası Atilla abi’nin de aktaracağı anektodlar bizler için önemliydi. Onlar Baba – oğul taa Adana’da, ben de İstanbul’da bilgisayarlarımızın başındayız. En kısa zamanda kayalarda buluşmak üzere sözleştikten sonra eski müzik çalarımın ses kayıt düğmesine bastım…

Ege, bize biraz kendinden bahseder misin?

Selamlar herkese, 2007 yılında Gaziantep’te doğdum. Ailemle 10 yaşına kadar Antep’te yaşadık, son 3 yıldır Adana’da yaşıyoruz. Bilim ve Sanat’ta okuyorum ve kendimi bildim bileli tırmanıyorum diyebilirim. Büyüdükçe tırmanışa karşı bakış açım ve ciddiyetim arttı tabi ama benim için hala bir oyun ve çok da hoşuma gidiyor.

Peki tırmanış haricinde başka sporlarla da uğraşıyor musun?

Bir süre jimnastikle uğraştım ama alerjik astımım olduğu için ve orası da kapalı bir ortam olduğu için çok devam edemedim. Hemen sonrasında tırmanışa, özellikle de kaya tırmanışına devam ettim.

Ege Duman Arşivi

Tırmanışa başlamanda babanın, Atilla abinin rolü çok büyük. Atilla abi, senin tırmanışa başlangıcın ve Ege’yi bu spora yönlendirişin nasıl oldu?

Dağcılıkla başladı aslında. Türkiye’de bilinen, coğrafya derslerinde öğrendiğimiz, Ağrı, Erciyes, Hasan dağı gibi dağların zirvesine gitmek istiyordum. 90’lı yıllarda Nasuh Mahruki ismi vardı, Everest’te tırmanmış bir dağcımızdı ve o zamanlar gündemdeydi. Yolculuk yaparken, bir yerlere giderken o gördüğüm dağlara ben de gitmek istiyordum. İnternetten biraz araştırdığımda, Türkiye’de bir federasyon olduğunu, eğitimler yaptığını öğrendim. Federasyonun bu eğitim faaliyetlerine katılma fırsatım oldu ve böylelikle dağcılıkla tanışmış oldum. Kaya tırmanışıyla tanışmam, federasyon eğitimlerinde üstten emniyetli tırmanarak ve o yöredeki spor tırmanış rotalarında tırmanan gençleri gördüğüm zamana denk gelir. Denedim ve daha büyük bir keyfi kaya tırmanışında buldum. Yaşadığım şehirde küçük bir duvar vardı, oraya giderdim hafta içi, seviyordum orada tırmanmayı. Ege daha 2 yaşlarındayken onu da götürmeye başladım o gittiğim duvara.

Gaziantep Üniversite’sinin duvarıydı, oradaki tırmanıcı gençler Ege’ye ilgi gösteriyor, onun da hoşuna gidiyordu. Ben hiçbir zaman kaya tırmanışına ara vermedim; çok nadir birkaç ay uzak kaldım sakatlıklar nedeniyle. Ege’de benim sayemde gerek kayada gerek yapay duvarda tırmandı ve sevdi. Ege’den daha büyük bir kızım var, o da küçük yaşlarda denedi ama o çok ilgilenmedi.

Ege, okuldaki arkadaşlarının tırmanışa olan yaklaşımı nasıl? Merak ediyorlar mı ya da ilgilerini çekiyor mu?

Soruyorlar, bazı arkadaşlarım gelmek ve denemek de istiyor ama daha çok bunu ciddiye almadan söylüyorlar. Tabi gerçekten iyi niyetli, merak eden ve denemek isteyen arkadaşlarım da var. Ciddiye alıyorlar ve nasıl yaptığımı soruyorlar ama ciddiye almayan arkadaşlarım daha çok…

Tırmanmaktan keyif aldığın bölgeleri sorsam?

Adana’da, Antep’te ve Aladağlar’da tırmanabildim bugüne kadar. Aladağlar’ı daha çok sevdim çünkü çok zengin bir bölge ve rotalar birbirlerine yakınlar. Adana’daki yerler de çok güzel. Bölge konusunda bir ayrım yapmak istemem, hepsi ayrı ayrı çok güzel. Aladağlar’da daha uzun kaldığımız için belki de orası daha çok hoşuma gidiyor olabilir. Gaziantep’teki rotaların kısa olduğunu anımsıyorum.

”Tırmanış” kelimesi sana ne çağrıştırıyor Ege?

Aslında tırmanırken aklımdaki her düşünce kayboluyor; o an sadece rota ve ben oluyorum, terapi gibi… Çok çıkmak istediğim ve başarmak istediğim bir hat genelde hafif, tatlı bir heyecan yaşatıyor bana. Mutlu oluyorum.

Ege peki yarışmalarla ilgili düşüncelerin neler?

Yani, yarışmalar tabii ki güzel ama yarışmaların şartlarını ve rotalarını çok sevemedim.

Eğer sorun olmazsa nedenini sormak isterim

İlk yarışmam hariç girdiğim tüm yarışmalarda lider rotaların hepsini çıktık, o yüzden de sıralama doğru bir şekilde olmadı. Maddi olarak da biraz zorluyor yarışmalara gidip gelmesi. Samsun gibi uzak şehirlerde yapılıyor mesela. Gittiğimize değmiyor.

Atilla abi: Yarışmalar hem uzak şehirlerde yapılıyor hem de rotalar belirleyici değil.

Ege’nin tırmanış eğitimi zannediyorum ki Atilla abi, siz verdiniz. Sizin haricinizde başka birisi, mesela milli bir sporcumuz Ege’ye destek oldu mu?

Ege: Yok sadece babamla çalıştım.

Tırmanışın yarışma ayağıyla ilgili olarak, hangi şartlar olursa daha iyi olur ve katılmayı daha çok istersin?

Yaş grubum özelinde fazla yarışma yerine daha belirleyici, daha zorlu ve daha az sayıda yarışma olmasını isterim. Ben gitmedim ama geçtiğimiz yıllarda yurt dışına yollamışlardı bir kez. Uçakla değil otobüsle gitmişlerdi ve otelde de kalamamışlar, otobüste uyumuşlardı. Bu durum oraya giden arkadaşlarım için de çok zor olmuştu.

Şartların iyileştiğini düşünürsek, yarışmalara olan bakışın değişir mi? Tırmanışın yarışma kısmıyla ilgili hedeflerin de var mı?

Tabii ki de olumlu yönde değişir! Önce Türkiye şampiyonluğunu yaşamak istiyorum, sonrasında Avrupa’da ve dünya kupalarında dereceler almak ve belki bir gün olimpiyatlarda madalya kazanmayı çok isterim.

Yurt dışında gitmek istediğin yerler hangileri?

Japonya’yı çok merak ediyorum. Oradaki salonlarda tırmanmayı, o bölgenin sporcularıyla da tanışmak ve birlikte vakit geçirmek isterim.

”Master of Puppets” (8a+) – Aladağlar / Ege Duman Arşivi

Bu soruyla birlikte Aladağlar’a; Master Of Puppets rotasına gelmek istiyorum. Tırmanışı ve hikayesini bizlere anlatır mısın?

Karantina’dan sonra Aladağlar’a gittik ama formumuz biraz düşüktü. Bir hafta kadar adaptasyon tırmanışları yaparak formumuzu toparlamaya çalıştık.

Geçen sene çıkamadığım rotaları bu sefer çıkmayı başardım. Bazı rotaların hamleleri boy olduğu ya da çok güç istediğinden, fiziksel olarak tırmanabileceğim sınırlı sayıda rota kalmıştı. Sonra Master of Puppets’ın olduğu sektöre gittik, aynı zorlukta başka bir rotayı denedim. O rotada çok uzun bir hamle vardı ve bildiğim kadarıyla, yetişkin insanlar da orayı zıplayarak geçiyormuş, ben girerken bilmiyordum. Başka rotalarda tırmanırken Master of Puppets’ın üzerinde ekspressler olduğunu gördük babamla; başka birisi çalışıyordu rotayı, toplama sıkıntısı olmaz diye denemek istedim. İlk denememde, günün de son rotası olduğu için kilidi geçemedim. Orada rotayı çalışan abilere birkaç sordum, beta aldım. Kilit kısmında önce klibi yaptıktan sonra daha rahat geçebileceğimi fark ettim çünkü o bölgedeki hamleler korkutucu geliyordu. Zar zor klibi yaptım ve rotaya çalışmaya başladım. İstasyona kadar gittikten sonra her düşüşümde temiz tırmanış için denemelerde bulundum. Sonunda çıkmayı başardım.

Atilla abi, Ege’nin bu tırmanışın hikayesini bir de senden dinlemek isteriz?

Pandemi nedeniyle Mart’tan sonra bir dönem sıkı tedbirler alındı, hepimiz evlerimize kapandık, tedbirler alınmasa bile herkeste bir korku hali vardı. Sokağa çıkmak; sokağa çıktığın zaman bir yerlere dokunmak veya kapalı bir ortamda vakit geçirmek sıkıntı oluyordu. Tırmanacağımız günlerin tekrar geleceğini düşünüyorduk. Bir süre sonra evin içinde duramaz olduk, ”Evde ne yapabiliriz?” diye düşünmeye başladık. Antrenman yaparak ve fingerboard yapmayı deneyerek bir süre vakit geçirdik. Hem enerjimizi atıyorduk hem de formumuzu koruyorduk.

Yaz geldi ve hemen Aladağlar’a doğru yola koyulduk. Spor salonuna, kayaya, yapay duvar tırmanışına gitmemişiz, performansımızı merak ediyoruz. Ege’nin değerlerini de sürekli kayıt altına alıyorum, farklılıkları, performans değerlerini kontrol ediyorum. Kayaya gittiğimizde iyi bir şok yaşadık, eski formumuzdan eser yok. Bir haftadan fazla o formu toparlamaya çalıştık. Bir bariyer vardı, o bariyeri kırınca bir başarı bekliyordum ben Ege’den. Geçen yaz gittiğimizde 7c, 7c+ seviyesinde güzel tırmanışlar yapmıştı. Ege’nin çıktığı 7c’li rotaları ben de çıkarak onun sayesinde kişisel rekorumu da kırdım. Esaslı rotalardı. Ege’nin bu seviyede tırmanıyor olması beni mutlu ediyor. Geçen sene ”Billur” u istasyona kadar tırmanmıştı mesela, gelmesi an meselesiydi.

”Master of Puppets” (8a+) – Aladağlar / Ege Duman Arşivi

Ege’yi biraz zorlayacak, limitinde bir rota arıyordum. Soruyordum tırmanan arkadaşlarıma. Bu sene gittiğimizde de 2 tane 7c+ rota bekliyordum, o seviyedeydi çünkü. Bu yaz, o adaptasyon haftasından sonra başladı esmeye; ”Billur”, ”Kırım Kongo” ve ”B12” yi çıktı. Bana da çok güzel betalar veriyor bazen. Onun sayesinde çok rota çıkmışlığım vardır. 

8a’lı rotaları denemeyi düşünüyoruz artık, ”Podyum” sektördeki 8a’lar aşağıdan bakıldığında bariz gözüküyor, tavan oluşturmuşçasına negatiflik var rotalarda. Teknik hamlelerden nispeten biraz uzaklar ve büyük kaslara hitap eden hamleleri var özetle. Bu nedenle yönümüzü ”Krallar Vadisi”ne çevirdik. Burada detaylı bir arayışa geçtik. Hamlelere, rotaların uzunluğuna bakıyorduk. Birkaç tane rotaya girdi fakat olmadı, sonra ”Master of Puppets” rotasına girdi, denedi ve bütün hamlelerini oturttu.

”Ege’nin rotayı tamamladığı andaki bağırışı benim için çok ayrıydı. O kaya soyutlaşmıştı. İndi aşağı, sarıldık, kutladık.”

Rotanın derecesi de çıkan kişiye göre sürekli değişmiş. Önce 8b denmiş, sonra 8a olmuş, bir tırmanıcı dostumuz da 8a+ demişti. Çok az kişi tırmanmış rotayı; Ege 4. kişi mesela. Bu rotayı Ege çalıştı ve çıkmayı başardı. Çıktığı gün bana dedi zaten ”Baba, bugün olmazsa bir daha olmaz, kendimi iyi hissediyorum.’’ O günün ilk denemesinde kilitte düştü ama biraz dinlendikten sonraki tırmanışı çok güzeldi, resmen aktı rotada. Bir baba olarak bir ayrı mutlu oldum. Kilit kısımları geçtikten sonra ”Tamam, buradan sonra bırakmaz!’’ Mücadeleci yani. Ege’nin rotayı tamamladığı andaki bağırışı benim için çok ayrıydı. O kaya soyutlaşmıştı. İndi aşağı, sarıldık, kutladık.

Ege’ye sözüm vardı, rotayı tırmandığı takdirde film çekecektim ona. Sağ olsun abim, dostum Süleyman Vardal ve Mustafa Gürhani bana bu film konusunda yardımcı oldular. Youtube’a koyarak paylaşmak istedim. Tırmanışı bilen insanlar da bilmeyen insanlar da duysun, merak etsin, öğrensin istedik.

Videoyu paylaşırken ”rekor” kelimesini çok kullandım. Bu bilinçli bir şekilde yapılan bir şey değildi. Uğur Yılmaz’ın bir yazısı olmuş bu konu hakkında. ”Rekor” kelimesi üzerine yapılan eleştiriler mantıklı geldi, kaya tırmanışında böyle bir ifadenin kullanılmasının doğru olmadığından bahsediyor, haklı da. Eleştirilere her zaman açığım, okurum, eleştirilerden bir sonuç çıkarmam gerekirse çıkarırım, kayda değer bulursam cevap veririm ya da hiç umursamam geçip giderim ve eleştirilerden rahatsız olmam fakat Uğur’un yazdıklarının sonunda eleştiri sınırını aşacak bir takım sözler, cümleler vardı. Bu beni üzdü hatta biraz kızdırdı diyebilirim. ”Yüksek dereceler uğruna etik değerleri çiğneyebilen…”, ”Diğer tırmanıcıları küçümseyen…”, ”Kendisinden önce egosu zirve yapmış tırmanıcılara kimsenin ihtiyacı yok.” gibi ifadeler var.

Bu metnin öncesi de var ama öncesine bu kadar takılmadım. Her türlü eleştiriyi yapmaya hakkı var, saygı duyuyorum, mantıklı gelen tarafları da var, kabul ediyorum ama bu biraz fazla. Burada etik değer çiğneyecek, ahlaksızlık yapacak ya da küçük görecek bir şey yok. Bir rota çıkıldı, bunu Youtube üzerinden paylaştık hepsi bu. Sadece biz bunu yaptık. Yine tekrarlıyorum ”Rekor” kısmındaki eleştirilerinde haklı fakat az önce bahsettiğim yargılar beni rahatsız etti. Bunu da burada dile getirmek istedim.

”Master of Puppets” (8a+) – Aladağlar / Ege Duman Arşivi

Burada tekrar Ege’ye yöneltmek istiyorum sorumu, bu spordaki kırılmanı anını merak ediyorum. Ne zaman oldu?

Tırmanışı bırakmayı zaten hiç düşünmedim ama üzerine daha da yoğunlaşmaya 2019 yazında başladım. Çünkü ben o sene Aladağlar’a gittiğimde hedefim VIII+, IX – ‘leri çıkmaktı fakat beklentilerimizin üstünde bazı tırmanışlar yapmam bağlılığımı arttırdı.

İleride tırmanış haricinde yapmak istediğin neler var? Mesela hangi mesleği yapmak istersin?

Mimar ya da veteriner olmak istiyorum ama köpeğimin de sayesinde veterinerliğe biraz daha yakınım aslında. Hayvanlara karşı büyük bir ilgim var. İnşallah ikisinden biri olur.

Atilla abi senin düşüncen nedir bu konuda? Hangisine yatkın sence?

Bence veterinerliğe daha yakın. Hayvanlarla iletişimi çok iyi, köpeğimize baya bir eğitim verdi. Mesela temel itaat ve ileri itaat eğitimleri verdi bizim köpeğe ki bunların ayrı uzmanları olur, onlar verir. Ege bu konuda baya araştırma yaptı, Youtube’tan videolar izledi, internetten makaleler buldu, okudu ve yetiştirdi köpeğimizi. Yufka da bir yüreği var Ege’nin, dayanamaz, hemen yardım etmek ister hayvanlara. O yüzden de veterinerlik daha çok yakışıyor ama ben mimar olmasını isterim. Tabii ki kararı kendisinin. Neyi severek yapacaksa onu yapmasını isterim en başta.

Ege, tırmanış bahçelerine gittiğinde, insanlar seni tırmanış yaparken gördüğünde ne gibi tepkiler veriyorlar? Yorumlar ya da yapılan reaksiyonlar senin hoşuna gidiyor mu ya da sen tırmanırken seni izlemeleri sen de bir stres yaratıyor mu?

Bazı insanlar ilk defa gördüğünde ”Baksana düşecek!’’ gibisinden tepkileri oluyor, o tarz tepkiler rahatsız ediyor tabii ki ama çoğunluk sessizce izliyorlar veya güzel yorumlarda bulunuyorlar ki bu da beni mutlu ediyor.

Son zamanlarda tırmanış bahçelerinin bakımı, temizliği, ve sürdürülebilirliği açısından çalışmalar gündemde; Avrupa ve Amerika’da en azından. Tırmanış yaptığınız bölgeleri şöyle bir düşündüğünüzde nasıl bir tablo görüyorsunuz? O bölgeler güzel korunuyor mu? Ege, mesela senin gözüne çarpıyor mu tırmanış bahçelerimizin iyi/kötü durumu?

Ege: Bu konuya ben de elimden geldiğince dikkat ediyorum. Bu güne kadar tırmanış yaptığım bölgelerde bir sıkıntı yok bence, gayet temiz bölgeler. Tırmanıcıların bu konuda daha duyarlı olduğunu düşünüyorum. Hiçbir tırmanıcı kirletmez demiyorum, kirletenler de olabilir.

Atilla abi: Adana’daki rotalar tamamen izole, o rotalara hemen hemen biz ve o yörenin çobanları haricinde kimse gelmiyor fakat Çakıt’taki Zeytinlik’e piknikçiler geliyor, ulaşım nispeten daha kolay olduğu için oranın hali korkunç tabii ki. Kendi evimiz ve salonumuza nasıl davranıyorsak oralara da öyle davranıyoruz ve davranmalıyız. Aladağlar için Kazıklı ve Cımbar kanyonu hakkında olumlu düşünemiyorum, oraların durumu kötü. Zaman zaman karşılaşıyorum. Gerek yerli gerekse yabancı tırmanıcılar da çöpüne hakim olmuyor. Geyikbayırı’nın durumu da keza aynı şekilde.

Tırmanış bahçelerinin temizliği konusunu gündeme getirmemiz ve konuşmamız gerektiğini düşünüyorum ve bu konu açılmışken şunu sormak istiyorum: Tırmanış bahçelerini temizleyen ve sürdürülebilir bir hale getirmeye çalışan bir grup kurulur mu? Kurulursa bu tutar mı?

Ege: Gönüllü olarak yapılır, devlet tarafından bir katkı ya da destek olacağını düşünmüyorum. Oraları temizlemek isteyenler de yine bizlerden olacaktır. Eğer bir kurum ya da organizasyon oluşursa bizler de seve seve oluruz.

Atilla abi: Tırmanış bölgelerine gittiğimizde de bir çöp torbası yanımıza alarak bizim atmadığımız, başkalarının attığı çöpleri de yanımızda götürebiliriz. Esasında bütün halk olarak bir çevre bilincini edinmemiz lazım. Anaokullarından başlayarak özellikle öğrencilere bu bilinci aşılamamız lazım. En başında eğitim olması lazım yoksa geçici çözümler olur yaptığımız veya yapacağımız işler.

Ege son olarak, yakın zamanda yapmayı, gerçekleştirmeyi planladığın hedefleri sormak istiyorum.

Seneye Aladağlar’a gittiğimde bu yaptığımdan daha yüksek bir seviyede bir tırmanış yapmak istiyorum. Onun haricinde çok bir beklentim yok şimdilik.

Başka eklemek istediğin bir şey var mı ya da ilerleyen yıllarda tırmanış için ”Şunlar yapılsa daha iyi olur’’ dediğin neler var?

Devlet kurumlarının tırmanış sporlarına daha fazla yatırım yapması, federasyona destek olması ve federasyonunda bizlere destek olmasını isterim. Az önce de belirttiğim gibi, bizim seviyemizde daha eleyici, daha etkili yarışmalar olabilir. Kayada rota açma ehliyeti olan kişilere bu konuda malzeme tedariği sağlanarak farklı bölgelerde rotalar açılarak ülkemizin bu alandaki gelişimi sağlanabilir.

Atilla abi senin bu noktada sen neler eklemek istersin?

Ülkemiz coğrafi açıdan çok büyük ve güzel bir potansiyele sahip. Elbette ki her ilde dağcılık veya tırmanış yapacak bölge ya da kaya yok ama her ilde en az bir yapay duvar ya da bir tırmanış salonu, daha büyük şehirler için insanların rahat ulaşım sağlayacağı birden fazla duvar, Gençlik Spor İl bünyesinde açılıp yapılabilir. Başarılı olan sporcularımızın çoğu duvar olan yerlerden çıkıyor. Tabii ki buradaki bu sayı arttıkça içindeki nitelikli olan sporcular daha da belirginleşecektir. Buradaki nitelikli sporcu sayısı arttıkça yurt dışında bizi temsil edecek gençlerin önümüzdeki 10 yılda başarılı işler yapacağına inanıyorum. Sadece fiziksel olarak tırmanış duvarları değil, bunların yanında bilimsel anlamda spor bilimini bilen, beslenmeyi, fizyolojiyi, anatomiyi bilen nitelikli eğitmenlerin de olması ve sayısının artması lazım. Söz dönüp dolaşıp ”nitelik”e geliyor aslında. Nitelikli rota yapıcı ve antrenörlerle bu branş gelişir.

Teşekkürler

Climbing Posts olarak bizlere vakit ayıran, keyifle sorularımızı cevaplayan Ege Duman ‘a ve babası Atilla Bey’e çok teşekkür ederiz. Genç dostumuzun bu yolculuğunda ona destek olan Süleyman Vardal ve Mustafa Gürhani’ye de desteklerinden dolayı bizler de teşekkür ediyoruz.

Bu röportajın vesilesiyle, Türkiye’mizin dört bir yanındaki tırmanış sporuyla uğraşan gençlerimize de sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz. Dileriz, gelecek yıllarda da sizleri ve başarılarınızı önce ülkemizin sonra dünyanın dört bir tarafında anlatırız. Kucak dolusu sevgiler, yeni yılınız kutlu olsun.
-Climbing Posts

Ege Duman’ın Instagram hesabı için tıklayınız.

”Master of Puppets” rotasının videosu:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir