BETA MASTERS LEAGUE… Bir Yarışmadan Çok Daha Fazlası

İstanbul’un en eski tırmanış salonlarından Boulderhane’de, Beta Masters League ekibiyle beraberiz. Doruk Azak, Sercan Subaşı, Arda Uruluer ve Efe Can Sevil ile Türkiye’de büyük yankı bulan Beta Masters League ve spor tırmanış hakkında keyifli bir söyleşi yaptık.

  • İnsanlar bir anda kendilerini Boulderhane’deki yeni rotaları tırmanırken buldu. Bu rotalar büyük bir organizasyonun parçasıydı elbet. Beta Masters League nasıl ortaya çıktı?

Arda: Boulderhane’yi devralmamızın üzerinden 7-8 sene geçti. Bu zamana kadar yarışma organize etmeyi çok istedik ama yapacağımız yarışmanın lokal bir bölge ile sınırlı kalsın istemiyorduk. Daha kapsayıcı daha büyük bir yarışma organize etme hedefimiz vardı.

Efe: Salonu açtıktan sonra direk tırmanmaya ve yarışmaya başladık. Katıldığımız yarışmalardan gördüğümüz yanlışlar, eksiklikler, doğrular, olması gerekenler… Bütün bunların toplandığı, 10 senelik tırmanış tecrübemizin ve farklı uzmanlık alanlarına sahip arkadaşlarımızın vizyonlarının birleştiği bir yarışma Beta Masters League. Bu yarışmanın çıkış noktasında sadece en iyiye değil, en güçlüye değil, herkese hitap edecek bir yarışma yapma isteği vardı. Mesela yeni başlayan bir insanla yıllardır tırmanan birinin aynı heyecanı yaşaması çok önemli bizim için. Çünkü macera aynı, serüven aynı…

Doruk: Tırmanış yarışmaları, özellikle spora yeni başlayan insanlarda bir ön yargı oluşturur. ”Yarışmak için yeterince iyi değiliz.”, ”Kesin aşırı zor rotalar vardır.” , ”Rezil oluruz abi.” gibi düşünceler oluşur genelde. Biz burada bu düşünceleri kırmak istedik. Sportif amacının dışında eğlenceli, sosyal etkinlik gibi bir yarışma olabileceğini insanlara göstermek istedik.

Türkiye’nin başarılı sporcularından Sarp Şahin
  • Peki Beta Masters ismi tam olarak nasıl doğdu?

Arda: İsim üzerine fazlasıyla kafa patlattık, uzun bir süreçti bizim için. İddialı, korkutucu ya da insanı geren bir ismi olmamalıydı ama tırmanışa ait bir isim de olması gerekiyordu. Beta kelimesi üzerinde durduk. Beta, bir problemin çözümüne yarayacak ipucu demek. 5A, 6A, 7A  rotada da aslında insanların tırmanışa dair en sevdiği şey, o rotanın ”beta”sını bulmak. 6A’lık rotayı çıkan bir kişi de o rotanın ”master’’ı oluyor temel anlamda. Hem tırmanışa ait hem de herkese hitap eden bir isim.

Efe: Bizim şöyle bir bakış açımız var. Tırmanış tek başına yapıldığında keyifli ama 3-5 kişi yapmak, sevdiğin arkadaşlarla birlikte tırmanmak çok daha keyifli. Klasik yarışma anlayışında sahnede hep 1. vardır, 2.’nin esamesi okunmaz. Bizim istediğimiz, sadece 1. olmasın, kazananın yanında eğlenen, keyif alan, tatlı rekabetle deneyim kazanan, sosyalleşen insanlar da olsun. Yarışmak kadar yeni tanıştığın birisiyle rota hakkında muhabbet etmek de çok güzel bir şey ve bunlar tırmanışın içinde olan şeyler. Bunları nasıl daha da ön plana çıkartabiliriz dedik. Aynı zamanda evrensel nitelikte bir isim olması gerekiyordu. İlerleyen yıllarda da Beta Masters League yurtdışına taşındığında, insanlar bu ismi rahatlıkla anlayacaktır.

  • La Sportiva ile olan bağlantı tam olarak nasıl oldu?

Arda: Kutup Ayısı Outdoor La Sportiva’nın Türkiye distribütörü. Boulderhane olarak da biz uzun zamandır  Kutup Ayısı ile beraber çalışıyoruz. Spor tırmanış yapıyorsanız ekipman gerçekten çok önemli ve La Sportiva dünya üzerinde bu sektörde öncü. Türkiye’de bu markanın bulunması, pazarda hareketlilik göstermesi bizi heyecanlandırdı elbette ve onlarla iletişime geçmeye karar verdik. Yarışmanın isminde La Sportiva’nın olması, insanları heyecanlandıracağını düşündük.

Efe: Kutup Ayısı ile görüştük. Onlar bize Boulderhane’de tırmanış ayakkabısı satma seçeneğini sundular. Neden olmasın? Kaya tırmanış ayakkabısı satmak bence bir salonun en önde gelen sorumluluklarından biri. Ayakkabı satma anlaşmasından sonra yarışma organize etme düşüncemizi onlara anlattık. La Sportiva ismini eklemek istiyoruz, gelin bize sponsor olun, La Sportiva da sponsor olsun, gelin beraber çalışalım seneye daha da büyüsün, devamlılığı olan bir lig yapalım dedik. Kabaca böyle oldu. Sürekli sunumdan sunuma koştuğumuz yorucu ama güzel günlerdi. Geçtiğimiz aylarda ISPO 2019’a Kutup Ayısı katıldı. Sunumumuzu onlarla beraber gönderdik. Onlar da fuarda La Sportiva ile görüştüler ve onaylarını aldık. Şansımızın çokça yaver gittiğini söyleyebilirim aslında.

Sercan: Yarışma planlanırken bir senelik değil; daha geniş daha ileriye dönük olarak planlandı. La Sportiva’ya yapılan sunumda da İKSV ve Akbank örneği gibi, Türkiye’deki tırmanış sporunu geliştirecek ve bu organizasyonu önce Türkiye geneline, sonra da uluslararası seviyeye çıkaracak bir plan sunuldu.

  • La Sportiva’nın Türkiye pazarındaki durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz peki gözlemlerinize dayanarak?

Efe: La Sportiva 10 yılı aşkın bu topraklarda var fakat yeterli sayıda ya da bilinirlikte değil. Bu noktada iş distribütörlere düşüyor. Bizim yaptığımız yarışma ile belki de bu markanın ülkemizdeki bilinirliğini artacak ve daha fazla kullanılmasını sağlayacak. La Sportiva da Türkiye’deki potansiyel fark edecek.

Boulderhane
  • Artıları ve eksileriyle, Türkiye’de böyle bir yarışma organize etmek hakkında neler söylersiniz?

Sercan: 500 kişi civarında insan geldi buraya yarışma sayesinde. Bu katılımın olması, daha önce hiç tırmanmayan bir kitlenin buraya girdiğini gösteriyor. Bu da sporun büyüdüğüne işaret ve bu çok kısa bir süre içerisinde oldu. Bizler için kesinlikle büyük bir artı.

Doruk: Yarışma organizasyonunda ciddi bir emek var. Fiziksel bir acı var evet ama sonrasında gelen geri dönüşler, insanların yarışmadaki mutluluğu, gülen yüzler verilen emeklerin sonuna kadar değdiğini gösteriyor.

 Arda: Zor ve en önemli kısmı tırmanış sporunu iyi tanıtabilmek. İnsanlar tırmanış sporunu bilmiyor, tanımıyor ve biz de tanıtmaya çalışıyoruz. Daha önce hiç bilmediğimiz bir dünyaya girdik. 3 gün hiç uyumadan rota yaptık, 4. gün salonu açtık. Çok yorucu ama güzel de bir karşılığı var. Zor mu? Evet. Sponsorlarla görüştüğümüzde bu sporun ne olduğunu anlatmaya çalışmak işin en önemli kısmıydı bence. Önemli olan tırmanış sporunu iyi tanıtabilmek.

Efe: Bir çoğumuz milli takım seviyesinde yarıştı, milli takıma da girdi, uluslararası yarışmalarda yarıştı. Orada herkes en zor rotayı en iyi yapmaya çalışıyor. Burada dereceden ziyade, insanların bu ortamda aşırı eğlenebilmesi beni en çok etkileyen durum oldu aslında. Ne tırmandığının bir önemi yok. Yapabildiğin kadar eğlen.

  • Yarışmada hem çekilişle hem de dereceye giren sporculara güzel hediyeler dağıtılıyor. Hangi markalarla iş birliği yaptınız ve Türkiye’deki bu markalar sizlerle iş yapmaya istekliler miydi?

Efe: Açıkçası bazı sponsorlar baştan çok istekli değildi. Tırmanış hakkında çok az fikirleri vardı. Onlara gidip biraz anlattığımızda ”bu mantıklı bir şey, tamam sizle çalışalım bakalım” gibi tepkiler aldık. Kutup Ayısı ve La Sportiva zaten sektörün içinde ve potansiyelimizin farkında olan isimler. 15 tane sponsoru var yarışmanın. National Geographic Türkiye var mesela. Belki film gösterimi yapacaklar ya da belgesel çekecekler ya da yarın öbür gün Alex Honnold’u gönderecekler kim bilir. 🙂

  • İlerleyen günlerde bizleri ne bekliyor?

Efe: 5 Ekim’de Eskişehir BoulderEs’deyiz. Yarışmadaki Wild Card etaplarının ilki orada gerçekleşecek. Malzemeleri götürüp, rota yapacağız. Orada tek günlük bir yarışma planlıyoruz. Akşamında parti ve ödül dağıtımı. Buradaki konseptin bir benzeri. 12-13 Ekim Ankara. Oradaki lokal tırmanıcılar 2 gün olmasını ve daha fazla rota olmasını istedi. Biraz daha şenlik bir ortam istediler. Sonrasında Adana var 9 Kasım’da.

Arda: Temel anlamda hissiyatımız şu: İstanbul’da ne yapıyorsak farklı şehirlerde de aynı amaçlarla yapalım. Türk tırmanışını tek noktaya toplayalım, birlik olalım isteği var.

Efe: TDF yarışmalarında şöyle bir algı var; ‘İstanbullular’. Son birkaç senedir bu algı yok belki ama iyi tırmanıyorsan ve İstanbul’da yaşıyorsan ”tamam abi sen İstanbullusun” Buradaki amaç ”İstanbullu”, ”Ankaralı”, ”İzmirli” gibi şeyleri bir kenara bırakmak. İstanbullu ya da Adanalı olmanın bir fark yaratmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Aynı koşulları ve fırsatları her şehirde oluşturmak istiyoruz. Beta Masters League’in temel amacı bu. Türkiye’nin bir yarışması. Boulderhane’den 4-5 kişi çalışıyor bu yarışmada ama ekipte 7-8 kişi daha var. Boulderhane’yle hiçbir alakaları yok. Birisi hiç tırmanmamış, grafik tasarımcı, büyük bir medya şirketinde çalışan kurgucu var. Amatör tırmanan var, bunun yanında hiç tırmanmayan da var. Sabahlara kadar ıllustrasyon yaptı adam ama hiç tırmanmamış. ”Geleceği var, Türkiye’ye bir katkısı var hadi yapalım’’ dedi adam. Boulderhane isminden çok daha yukarıda bir olay Beta Masters League.  

Sercan: Salonlar üstü bir organizasyon olacak Beta Masters League gelecekte.

  • Yıl sonunda Kilian Fischhuber, Anna Stöhr ve Zorbey Aktuyun gibi tırmanış dünyasından önemli isimleri burada ağırlayacaksınız. Türkiye tırmanışının beklediği o güzel günler geliyor mu?

Arda: Saydığımız bu isimler, kendi kategorilerinde yarışma tarihini domine etmiş insanlar. Kilian ve Anna gibi isimlerden bir şeyler öğrendikçe, beraber çalıştıkça spor daha iyi bir noktaya gelecektir diye umut ediyoruz. Her sene üzerine koya koya, basamak basamak ilerleyeceğiz.

Sercan: Kilian ve Anna sonraki yılların bir vaadi olabilir. Onları buraya getirdik değil, 10 sene sonrasında neler olabileceğine dair bir fikir oluşturuyor kafamızda. Adam Ondra buraya gelecek abi!

Arda: Özellikle Kilian yarışma tarihinin en büyük ismi. Ciddi bir araştırma yapınca göreceksiniz ki kazandığı madalya sayısı en yakın rakibinin 2 katı. Bu isim ”gerçekten geliyor” heyecanını bana yaşatıyor. Adam Ondra ile Killian arasında benim için çok büyük bir fark yok açıkçası.

Efe: Çılgınca şeyler yapmaya hazırız.

  • Yarışma haricinde, Boulderhane ekibi olarak, yıllardır bu salonu işletiyorsunuz. Geçmişten bu güne, tırmanışa olan talep ne durumda?
Selim Özkul, Boulderhane’deki yarışma rotasında

Doruk: Artıyor ama beklenilenin altında. Telefonum eskisine göre daha çok çalıyor. Evet artış var ama çok keskin bir artıştan söz edemiyoruz.

Arda: 2012 sonu 2013 başında burayı devraldık. Tırmanışa yönelik kültürü biraz değiştirmemiz gerekliydi. Önceden bir tırmanış salonunun amacı daha iyi olabilmek, daha iyi tırmanabilmekti; yeni başlayan biri kendini zorlasın seviyorsa zaten alışacaktır gibi bir mentalite vardı. Yarışma oluyor, Boulderhane’den bir sürü kişi finale kalmış,  ‘oo iyi tırmanıyoruz’ oldu. Sonra baktık para kazanamıyoruz. O kafadan çıkıp herkese hitap edecek bir şeyler yapalım dedik çünkü tırmanış gerçekten şehrin kültürüyle iç içe bir spor olmaya başladı. Kimisi kendini aşırı zorlamak isteyecek, kimisi de sadece tatlı tatlı tırmanıp keyfine bakacak hem de birazcık spor yapacak. Bu talepler doğrultusunda bir şeyler yapınca yeni insanların katılımı giderek arttı. Tırmanışı deneyip de bu spora devam eden insanların sayısı da giderek arttı ki bu çok önemli.

Beta Masters League ekibinden Doruk Azak, yarışma rotalarını hazırlıyor.
  • Tırmanışın olimpik bir spor olmasının bu ivmelenmede bir payı var mı sizce?

Doruk/ Efe: Bizim ülkemizde bence yok.

Arda: Dünya’da sporsal anlamda bir etkisi oldu. Slovenler ve  Almanlar daha çok yatırım yapmaya başladı. Bilim anlamında daha çok altyapı hazırlamaya başlandı. Büyük firmalar da ‘tamam bu spor olimpiyatlarda, ben bu alandan daha fazla para kazanabilirim’ demeye başladı.

Efe: 2020 ve 2024 olimpiyatları kesinleşince tırmanış sektöründeki tutamak markaları, minder markaları, yapay duvar üreten markalar, tırmanış ayakkabısı markaları sayısı ivmelenerek arttı. Olimpik spor olması demek, çok daha fazla spor tesisinin açılması, çok daha fazla ülkenin bu işe yatırım yapması demek ve bunlardan dolayı daha fazla insanın bu spora ulaşıp yapabilmesi demek. Ne kadar çok yatırım o kadar çok reklam. Endüstriyelleşiyor.

  • Siz aynı zamanda çocuklara da tırmanış eğitimi veriyorsunuz. Ailelerin tırmanış sporuna olan tutumu nasıl ?

Doruk: Bu işin sosyal ve fiziksel yanlarının farkında olup bunu bilinçli bir şekilde yönlendiren de var, ‘Geçen sene tenise gitti bu sene de tırmanışı denesin’ diyen aileler de. Fakat hangisinin ağırlıkta olduğunu söylemek zor. Kalıcı olan durum ise, bilinçli bir aile de gelse bu sporu ilk defa öğrenen bir aile de gelse çocuğun spora devam etmediği gerçeği var.

Sercan: Bu noktada devletin eğitim ve spor politikaları devreye giriyor.

Arda: Belli başlı sporlar dışında ”ben dünya şampiyonu olsam da aç kalabilirim” düşüncesi var ki kalırsın yani. Aslında aileler çocuklarının tırmanışın içindeki sosyal ortamda, doğayla barışık kültürle büyüsün, Türkiye şampiyonu olsun istiyor ama bu çocuk 30 yaşında hayatını nasıl idame ettirecek? Nasıl para kazanacak? En büyük problem o. Türkiye şampiyonu oluyorsun ama maddi imkansızlıklardan yurtdışına gidemiyorsun.

Efe: Uçağından oteline kadar her şeyini kendin ayarlasan da federasyon göndermiyor. Böyle bir yönetim anlayışının olduğu bir ortamda aileler de çocuklarını başka sporlara yönlendiriyor.     

  Doruk: Gelen ailelere söylediğim ilk şey, ”bu çocuk tırmanış odaklı gelmesin; sporun içindeki dinamikleri sevsin” oluyor çünkü yarışma kafasıyla gelirse ileride kesin bırakacak. Sporun sosyal yanını sevmesi bizler için en önemli nokta.

Sercan: Bu konunun derinliklerine inince sorunun, devletin eğitim ve spor politikasındaki düzensizlikten kaynaklı olduğu görülüyor. Eğitim ve spor paralel gitmeli kesinlikle. Çocukları kendi bedeniyle barıştırmamız lazım. Bunu yaptığın zaman sadece tırmanışta değil, madalya aldığın her sporda başarılı olabilirsin. Ailelerin ilgisi de kesinlikle çok önemli. Aile çocuğunu izleyince çocuk daha çok devam ediyor.

  • Diyelim ki sizin elinizde yetki var. Ne gibi adımlar atarsınız?

Efe: Neredeyiz biz mesela abi, nereye koydun bizi?

  • Türkiye Dağcılık Federasyonunun başındasınız mesela…
  • Efe: Öncelikle federasyonu feshederim. Şaka değil çünkü olimpik spor oldu tırmanış ve artık amatör bir spor olarak dağcılığın altında bulunmamalı. Onlar bir kere ayrılmak zorunda. Ben olsam 2019 bitmeden dağcılık federasyonunu fesheder, Spor Tırmanış Federasyonunu kurarım ve olimpik bütçeden bütçe alırım. Federasyonun 10 katı paradan söz ediyoruz. Düşünsene her sene 10 milyon, 20 milyon TL bütçe veriyorlar. Neler yaparsın bu parayla.

    Sercan: Çalıştay yaparsın, ülkedeki bu sporla alakalı eğitmenleri toplar seminer yaparsın. 10-20 yıllık planını hazırlar spor bakanlığının karşısına çıkarsın. Öte yandan, kurulacak federasyonun başında da nitelikli yöneticiler olması lazım ki işler rayına oturabilsin.

    Efe: Ben bakanlığın böyle bir çalışma karşısında sessiz kalabileceğini sanmıyorum. Ne olursa olsun hükümetler söz konusu tırmanış, yarışma, olimpiyatlar ve madalya olunca çok heyecanlı oluyorlar. Burada konuştuğumuz konu ülkenin itibarı. Kim bayrağını yukarıda görmek istemez ki? Federasyonda görev almayı, il temsilciliği yapmayı, başkanlık yapmayı tırmanmadan yapıyorlar. Ben veganım, hiç et yememişim ama dünyanın en iyi kebaplarını yapıyorum demek gibi bir şey. Neyle uğraştığını bilmelisin ki bu konuda bir değerlendirme yapabilesin. Devletin resmi kurumlarında bu yeterlilik yok ne yazık ki. Ben 10 yıldır tırmanıyorum, 10 yıldır hiç görmedim açıkçası. Son 10 sene içerisinde neredeyse her şeyi özel sektör ve şahıslar, yani bizler yaptık. Devletin bir katkısı olsa tabi ki de her şey daha güzel olur.

Efe Can Sevil, Arda Uruluer, Sercan Subaşı ve Doruk Azak’a yaptığımız bu keyifli röportaj için teşekkür ediyorum. Ek olarak Beta Masters League’de emeği geçen herkese sevgiler ve saygılar…

https://www.instagram.com/betamastersleague/

  • Fotoğraflar: Sercan Subaşı
  • Röportaj: Berkay Beyazkaya
  • Edit: Fatih Cihan Çelikgürz, Berkay Beyazkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir