TUT CLIMBING HOLDS

Ülke tırmanışı, yeni bir markanın doğuşuna tanıklık ediyor. Dağcı ve marangoz ustası Ogün Kekül’ün el emeği ahşap tırmanış ekipmanları, Türkiye’deki birçok kaya tırmanış bahçesinin ve antrenman salonlarının bir parçası oldu ve olmaya devam ediyor. Kendisiyle Tut markası ve tırmanış hayatı üzerine keyifli bir röportaj yaptık.

Tut Holds, son günlerde Türkiye tırmanış camiasının dilinde. Başarılı girişimden bahsetmeden önce seni biraz tanımak isteriz. Kimdir Ogün Kekül?  

Öncelikle Climbing Posts oluşumunun hayırlı olmasını dilerim ve Tut’a yer ayırdığınız için de ayrıca teşekkür ederim. Dağcılığa 2002 yılında HUDDOSK (Hacettepe Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Topluluğu)’ta başladım. O günden bu yana, inişli çıkışlı bir grafikle de olsa, tırmanış ve dağcılıkla bağımı hiç koparmadım. Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Ağaç işleri Endüstri Mühendisliği Bölümünü uzata uzata bitirdim. Bugün geldiğim noktayı, bu iki yolun kesişimine ve ilerleme gayretime borçluyum diyebilirim.

Tut nasıl doğdu peki? 

İlk motivasyon kaynağım, seninle beraber yaz kamplarından tanıdığımız Nazlı koçun oğlu Umut’tu. Markanın ismini bulmamda onun enerjisi ve yardımı oldu. Umut’a hala bir duvar sözüm var, en kısa zamanda yapacağım.

Tutamak fikri ilk olarak 2013 yılında, marangozhanemde artık tahta parçaları değerlendirmemle başladı. Yeğenime portatif bir duvar yapmıştım bu parçalarla. Devamı gelmeyince bende başka işlerle meşgul oldum.  Marangozhaneyi kapattıktan sonra Geyikbayırı günleri başladı benim için. Orada bulunduğum süre boyunca hem tırmanışla ilgili eksikliklerimi daha iyi anlama fırsatı buldum hem de ahşap antrenman aletleriyle ilgili istekler geldiğini fark ettim. Zanaatımı bu alanda kullanabileceğimi düşünmeye başladım. O yıllarda bu tip istekleri daha çok ”yaparız abi” diyerek marangoz ağzıyla geçiştirdim çünkü fikir tam pişmemişti kafamda. Geçen sene itibariyle hangboard’la ilgili eskizlere başladım ve kışın bir kaç deneme modeli üretip etrafıma vermeye başladım. O sırada Tayland’da bir yapı ile uğraşıyordum. Oradan çıkan güzel ağaçları gözüme kestirip ilk ciddi üretimleri de yapmış oldum. 

Tut/Fingerboard

Fingerboard üretmek peki? Sıfırdan ellerimizi tozlayarak asıldığımız  antrenman tahtasına nasıl geliyor?

Üretime geçmeden önce, kendi ihtiyaçlarıma göre denemelere başladım. Benim için önemli olan özellikleri sıraladım. Marangozhaneyi kapattığımdan beri sürekli seyahat halinde olduğumdan kesinlikle taşınabilir ve hafif olmalıydı. Boyutları çantaya malzeme koyup alırken engelleyici olmamalı. Gerekirse yan ceplerde taşınabilmeli ya da bağlanabilmeliydi. Ortaya çıkardığım ürünler gelişime açık bir şekilde devam ediyor. Öncelikle yapılan boardları incelediğimde, derinlik farklarının daha işlevsel antrenmanlar yapabilmek için önemli olduğunu gördüm. Isınma aracı olmalı ama çok da zorlayıcı olmamalıydı. Piyasaya çıkardığım modelde dört farklı tutuş derinliği var. Boardun kendisini 2.1 cm olarak; derinliklerini ise 1.8 cm, 1.5 cm ve 1.2 cm olarak 3 mm azaltarak yaptım. Benim için zorlayıcı bir tasarımdı ama kendimi de zorlamak istiyordum bu konuda. Başlarda farklı prototip denemeleri yaptım, mesela daha önceden birleştirdiğim bir kontraplakla denedim, hafif ve sağlam oldu. Seri üretim için de birinci sınıf 2.1 cm huş marin kontra tercih ettim. Daha önce çalıştığım bir malzeme olduğu için de güvenli buldum. Kullanıcılardan aldığım geri dönüşler, ürünü geliştirmeme de olanak tanıyor.

The Front Climbing Club

Ahşap tutamak, tırmanış duvarları ve antrenman aletleri üretiminde yurt dışında süreç nasıl işliyor?

Her geçen gün yenilikçi, kullanışlı, sade tasarımlar görmekteyiz tırmanış sektöründe. Tırmanış malzemeleri üreten şirketlerin artmasıyla birlikte bir süreklilik var elbette. Tırmanıcıların isteğine ve antrenman şekline göre her geçen gün yeni tasarımlarla karşılaşabiliyoruz.

Ürettiğiniz bazı fingerboard modellerin Amerika’daki tırmanış salonlarında kullanılmaya başlandı bile. Sadece bu işler için atölye açmak gibi bir düşüncen var mı? Tut’un ilerleyen yıllarda dünya çapında bir Türk markası olma ihtimaline ne dersin?

İlk üretimimi Tayland’da yaptığım için ilk müşterilerim Taylandlı tırmanıcılar oldu. Şu an için bir tek Türkiye’de satışta ama gelecek planlarında bir Amerika yolculuğu görülmekte. Yapılacaklar listesinde Tut için Amerika’da bir altyapı hazırlamak var. Eğer bu süreci özverili ve sabırlı bir şekilde devam ettirirsem, neden olmasın? 

Son olarak, bizlere neler söylemek istersin?

Tut henüz çok yeni bir marka, hem benim için hem de Türk tırmanış camiası için umarım iyi bir noktaya gelir. Bu konuda olumlu ya da olumsuz tüm fikirlere açık olduğumu belirtmek isterim. Tut’un tanıtımı konusunda bana yardım eden herkese teşekkürlerimi iletiyorum.

Biz de Climbing Posts olarak, bu samimi röportaj için Ogün Kekül’e çok teşekkür ederiz.

Markanın sosyal medya hesapları:

https://tutamak.net/

https://www.instagram.com/tutamaktut/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir